Devlet benim

Bildiri: konfucyüs öleli aradan asirlar gecti! Devletin vatandaslari icin yegane hayat anlami olmamasi nerden tutsan 50 seneyi bulur, söyle baktığımızda:

200 yildir, yani asagi yukari „devlet benim“ diyen 14’ncü Ludwigden beri, hadi olmadi devlet herseydir diyen Nazi almanyasindan sonra, bu anlayis avrupada ortadan kalkmaya baslamisdir. Hele hele 70’lilerdeki, hak hürriyet ayaklanmalarindan sonra, devlet tanimi teorikten pratiğe su sekil lanse edilir:

– Birey devlet icin degil, devlet birey icin vardir.
Yani özetle: devlet bireye hizmet götürme, korumayi saglama ve saire diye devami getirilebileceklerle mükellefdir.

Öbür tarafdan bireyinde mükelliflikleri vardir tabii ki – vergi vs., (rousseau, toplum anlasmasi).

Ayrica: sehitlik makami ne kadar yüce bir makam olarak kabul görürse görsün, devletin vazifesi hicbir zaman insanlarini harcamasi olamaz. Yani, sen, devlet, ihmallikten dolayi insanlarini yok edemezsin;

canina, sihaatina, sagligina, malina ve serefine zarar veremezsin. Sehitlik makamini kendi suclarini örtme aygiti gibi kullanmak, sehitlik makaminin tarifi olmasa gerek.

Bu saydiklarimin kömür ocaklarindaki denetlemede de yeri vardir, siyaset masasinda da.
Siyaseti, istihbarati temin edemediginden dolayi vatandaslarin zarar görüyorsa sorumluluk sahibi olarak ihmallerinin hesabini vermelisin. Barış sürecinde siyasi masadan neden kalkindi, terör olaylarindaki istihbari zaaf nasil gerceklesdi bunlarin hesabi verilmeli.
Bu yazinin edebi karsiligini kanuninin dizelerinden alabilirsiniz:

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi.

Olmaya devlet cihanda, bir nefes sihhat gibi.
Saltanat dedikleri bir cihân kavgasidir.

Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht.